15 Mayıs 2011 Pazar

Ekşi Sözlük

Nehir, ırmak, akarsu ya da dere gibi bir şey. Denize ulaşıyor oradan da okyanusa.Boğuluyorsun, boğuyor seni.


Bir tarafta Laik olduğunu düşünenenler.
Bir tarafta Dindar olduğunu düşünenler.
Bir tarafta Sağcılar tam karşılarında Solcular.
Bir tarafta Önemli ay, gün ve yılcılar.
Bir tarafta Spor adı altında sadece futbol yazanlar.
Bir tarafta Naklen yayın yapan televizyon izleyecileri an itibariylecileri.
Bir tarafta  Seks ilahları.
Bir tarafta komikler. (kizil sakal bu kadını ayrı bir yere koyuyorum, komik değil, ciddiyim.)
Bir tarafta depresyondakiler.
Bir tarafta liseliler.
Bir tarafta onları hor gören üniversiteliler.
Bir tarafta bunları hor gören akedemisyenler.

Bir hıncı var hepsinin. Dikkatle okursan fazlasıyla görülüyor bu hınç. Hesabını kimseye soramadıkları bir nefretleri var. Neden taraf olduklarını, neye taraf olduklarını bile bilmiyorlar. İnan bilmiyorlar. Biraz önce bir kaç başlığa tıkladım.

Diyor ki; ölsün gebersin.
cevap geliyor hemen; sen öl geber, onlar da insan. (çünkü sen dediği insan değil, taraf)

Bilmiyorlar ki görünen renk aynı. Birbirlerinin koyusu ikisi de. Taraflar.
İkisi de aslında bir düşünceye, ideolojiye falan taraf değil, apaçık ölüme, öldürmeye taraf.
Ekşi sözlük dışarıdan nasıl görünüyor bilmiyorum. Bana soruyorsan tek kelimeyle Berbat. Ne arıyorum diye soruyorsan, hiçbir şey aramıyorum. Önceden bulduklarım bana yetiyor. Bulduklarım ne dersen, bir kaç tane güzel insan, güzel düşünce, farklı bakış açıları.

Bana özgürce saçmalama hakkı sunuyor ekşi sözlük, şiyirlerimde yaptığım gibi. Kimsenin umurunda değil, en çok bunu seviyorum yazarken. Şiire taraf değil ekşi sözlükte hiç kimse. İyi ki değiller. Hepsi bir şeylere karşı. Fakat neye karşı olduklarını bile bilmiyorlar. Bir söz var aklıma geliyor hep;
''Kim olduğun öyle bir haykırıyor ki, ne dediğini duyamıyorum.''

Kim olduklarını bile haykıramıyorlar. Birbirlerine hakaret etmekten, küfür etmekten, aşağılamaktan ne dedikleri anlaşılmıyor. Ölmesin diye her başlıkta yırtınan insan diyor ki; ölün, geberin köpekler. Nerede senin samimiyetin? Yok işte, olsaydı kimse ölmesin diyebilirdin. Bak şimdi bu entryi ekşi sözlüğe yazsam neler neler denir. Taraf değilim desen, hepsi senin karşı tarafta olduğunu düşünecek emin ol. Taraftarlıkları öyle bir ön yargı yerleştirmiş ki beyinlerine ne dersen de objektif olamazsın. Şimdi nefret söylemi diye bir şey çıktı. Eşcinsellere, kadınlara, çocuklara vs. nefret söylemi yazılmasın, çizilmesin diye bas bas bağıran adam, taraf olan kişiye gebeeeerrr diye bağırıyor, köpek diye bağırıyor, kusuyor resmen. E hani nefret söylemi? İşin kötüsü ne biliyor musun? Badi olayı çok kötü. Çünkü hiçbirisinin dostu yok orada. Pohpohluyorlar, ne güzel yazdın, ne güzel ayar verdin, süper küfür ettin, en güzelini söyledin diyerek gaz veriyorlar. Dostları olsa bir tanesi çıkıp derdi ki, hani kimse ölmesindi, hani herkes insandı. Tatlı söylüyor onların dostları. Yazık, gerçekten yazık.


İnsanlar gurur duyuyor ya taraflılığı ile. Sesi, duruşu, bakışları değişiyor, göğsü falan kabarıyor taraflılığını belirtirken. Büyük bir övünç ve gurur kaynağı onun için.  Sadece seyrediyorum, bu ismini koyamadığım şeyi.
Kaos, taraf olmanın kaosunu yaşıyorlar.  Her şey elden gidiyor inan gidiyor. İnternet elden gidiyor diye kafayı yiyecek duruma gelen bizler sokaklara dökülecek onbinler(elbette dökülsün), ''Türkiye, Dünya, Biz'' elden gidiyoruz. Farkında bile değiliz. Çünkü taraf gözlüğü takmışız. Kılı bırak, tüyümüzü bile kıpırdatmıyoruz.

He ben neye tarafım, 'o kadar yazdın söyle' diyorsundur.

Söyleyeyim; İnsanlığa tarafım, gülmeye, paylaşmaya, beraber yaşamaya, yaşatmaya.  Ne siyasetle, ne dinle, ne futbolla ne onla ne de bunla hiçbir şey ile taraf olamadım. Sadece izliyorum bu hengameyi uzaktan. Galiba taraf olmaktan nefret ediyorum.

Sözlüğe yazmıştım buraya da eklemeden geçemeyeceğim. Ü.Y.O. İnsanoğlu

ne tuhaftır şu insanlar
kimi zincirler içinde hür
kimi esir olmaktan bahtiyar
kimi de benim gibi bin bir şeyi düşünür

ne tuhaftır şu insanlar
kimini yel alır, su götürür
kiminin çilesi sürer mezara kadar
kimi de gününü gün etmeyi düşünür

insan insanın kadrini bilmezmiş meğer
anlaşılmadı gitti mısralarım
çünkü; insanlar benim halime güler
bense onlar için ağlarım

insan insanın kadrini bilmezmiş meğer
birimiz gülsek, ağlıyor onumuz
bizden kara değilmiş geceler
bari karanlık olmayaydı sonumuz

nice insanlar gördüm ki ben
dudaklarında en ateşli türküler
barış içinde yaşamayı bilmeden
bir savaş meydanında öldüler

nice insanlar gördüm ki ben
dudaklarında en bayağı şarkılar
ve gözlerinde ihtiras ışığı eksilmeden
birer ilah gibi yaşadılar

yarabbi, adaletin bu mu
kuş uçar, yılan sürünür
düşünmek istemem fâni olduğumu
verdiğin nimetlere şükür

yarabbi, adaletin bu mu
yaşayan yaşar, ölen toprağa gömülür
ve hayat sadece bir arzu mu
bizi korkutan ölüm müdür

vaktiyle bir kadın tanımıştım
güzel bir kadındı, sonra öldü
bense hayata karıştım
fakat onu unutamadım bir türlü

vaktiyle bir kadın tanımıştım
hayata küsmüştü
ben ölümle barıştım
mezarlarımız yan yana düştü

bir gece mezarlık girdi rüyama
gittim ecelle lades tutuştum
nihayet canımı verdim, ama
''lades'' demeyi unutmuşum

bir gece mezarlık girdi rüyama
taşları paramparça, selvileri asırlık
baktım ki; ölümün gözler âmâ
en vefalı dostum oldu sağırlık

bir şaire ''en sevdeiğin bir şeyi söyle'' dediler
o, düşündü düşündü ve söyle cevap verdi
-yalnız aşkı severim, şarisem eğer-
halbuki eskiden güzel kadınları da severdi

bir şaire ''en sevdeiğin bir şeyi söyle'' dediler
halbuki o bir tek şeyi sevmiyordu
o, söyledi soranlar dinlediler
anlamadım, acaba neyi sevmiyordu

söyleyin ey çizgiden hayaletler
artık ihtiyar olduğumuz gerçek mi
kaybolan o gamsız saatler
hiç geri gelmeyecek mi

söyleyin ey çizgiden hayaletler
in misiniz, cin misiniz
ya siz, ey eşsiz faziletler
fazilet olduğunuza emin misiniz

her şey unutulur zamanla
sonra tekrar tekrar yaşanır
çünkü yağmur vardır; damla damla
çünkü yağmur vardır; sağnak sağnak boşanır

her şey unutulur zamanla
dostlar, sevgililer, bütün hatıralar
farkı yok unutulanın, unutmayanla
acaba insanlar ne için ağlar

hani, benim saadetim nerede
söyleyin gözlerim, bu dert ağlamaya değer mi
göz nurunun geçmediği yerde
gözyaşı para eder mi

hani, benim saadetim nerede
toprak altında mı, bulutlar üstünde mi
tat yok, bu zindan gecelerde
yoksa, sevincimiz en son günde mi

karşıki mor dağlar olmasaydı
acaba yaşar mıydık
tanrım! iyi günlerimden bize ne kaldı
bu kadar günahkâr mıydık

karşıki mor dağlar olmasaydı
bize ölümü ne düşündürürdü
nice yollardan geçtik ki kısaydı
neden son yolculuğumuz çok uzun sürdü

bir masal dinlemiştim küçüklüğümde
kafdağı'ndan bahsediyordu
hem ayrılık derdinden, hem de
yârin dudağından bahsediyordu

bir masal dinlemiştim küçüklüğümde
içinde kavuşamamış âşıklar vardı
ve sanki bir kuşluk vakti önümde
yeni açılmış bir mezar vardı

beni kendimden ayırma ya rabbim
verdiğin her dert benim içindir
bu saatte içimden seslenen kim
bu ürpertici ses kimindir

beni kendimden ayırma ya rabbim
içimdeki şeytanı sustur
çünkü; başım, vücudum, kalbim
yalnız bana mahsustur

madem ki; kâinat sonsuz
madem ki; bir şeye inanmışız
ve madem ki; insanoğluyuz
hakkımız yok, fazlasını istemeye

bu mis kokulu hava
bu toprak yeter bize
tanrı, başka bir deha
insan, başka şaheser.

6 yorum:

ZELİHA-UMUTSEPETİ dedi ki...

Ne güzel özetlemişsiniz,gönlünüze sağlık..
Aslında yazıp çizilecek çok şey var..
Tuhafız bizler,insanlar..
Üç gün yaşamaya gönderildiğimiz şu dünyanın ,eşsiz güzellikleri varken,bir kaç farklı düşünceye,sınıf farkına taraf olup,hem kendi insanlığımızı hem de karşıdakinin insanlığını unutuyoruz..
Yazık ki ne yazık...
Hep düşünmüşümdür,neden sığamıyoruz dünyaya?
Neden bu şartlanmışlık?
Empati yapamıyoruz neden?
Halbuki karşıyı da anlamaya eğilimimiz olsa,önyargıları yok etsek,bambaşka bakıcaz olaylara ve çok şey öğrenicez..
Belki olur birgün,muhal ama,imkansız değil..
Herkesin iyilik ve güzellikten tarafta olduğu bir dünya dileğiyle...
Mutlu pazarlar..

Sivil Palyaço-Sivil Palyaco dedi ki...

Taraf tutmak zaten diğer insanları görmemek, ezmek, aşağılamak, nefret etmenin sebebi.
Sahipliğin, istememenin, yok etmenin başlangıcı.

Tebessümler. :)

Melodik Masal-akşın dedi ki...

Bunu çok özlemişim işte.Bu yazı ilaç gibi geldi.Ekşi sözlükte yazar falan olmadım hiç.Arada girer okurum.Dışarıdan güzel bir bilgi kaynağı gibi gözüküyor ki öylede.Bir yerden bir yere atlıyorsunuz vs vs.(: Ama içte işler pekte öyle değilmiş anlaşılan,üzüldüm.İnsanların bir görüşe deli gibi bağlanıp bundan böbürlenmesi en nefret ettiğim şeydir.Her savaşın sebebinin altında bu görüş bağımlılığı yatar.Her kavganın,her ayrılığın..''Kim olduğun öyle bir haykırıyor ki, ne dediğini duyamıyorum.''Bu söz çok hoş.

Sivil Palyaço-Sivil Palyaco dedi ki...

Merhabalar. :)

Aslında içeriden bakınca da güzel bir bilgi kaynağı. Ama içeride çürük elma bir hayli fazla. Dışarıdan bakınca göremiyorsun bunu. Fark etmiyorsun. Güzel bir kadının gülüşüne bile ''anırıyor'' diyen insan görünümlü şahinler var. Ki, bu kadının yaptıklarının milyonda birini bile yapmamış insanlar, asla yapamayacak insanlar. Cahilliklerini bile kabul etmeyen cahiller. ''Bilmiyorum'' diye bir kelime yok dağarcıklarında.

François-Marie Arouet de Voltaire'ye ait bir söz, hastasıyımdır.

Adsız dedi ki...

bak hala kadın diyor ya.

he lan benim kızıl :)

Sivil Palyaço-Sivil Palyaco dedi ki...

Ya kadın, hastayım sana.

İnşallah mutluluğu yakalarsın beyaz atlı pirensinle. hahah:)

Kısaca

Fotoğrafım
Email: sivilpalyanco@gmail.com