27 Mayıs 2012 Pazar

Romantik Film İzlemenin Bünyeye Yan Etkileri

Şöyle bi sevgilim olmadı repliği ile ortaya çıkıyor. Suratta salak bi sırıtış eşliğinde hayallere daldırıyor. Başrol oyuncularını sen ve o oynuyorsun falan. Sonra hüzüntülere gark ediyor.

Sana pasta yapan, kek, börek yapan, hepsini geçtin kız, kurabiye yapan bile olmadı. Akdeniz akşamları, bu şarkıyı sahilde kız tavlamak için değil, gözlerine bakıp seni sevdiği için söyleyen bir sevgilin olmadı. Hadi onu geç, parası olmadığı için kasım kasım aralık aralık kasılan bir adam değildi. Sana gül almak yerine papatya alsaydı ya bi tane. Di mi razıydın hepsine. Sen bi cafede oturup çay-simite razıydın onunla. Tek istediğin sevmekti di mi. ahaha

Dönüşü olmayan yollardan dönüp sana geldim demedi ya da seninim. Tadına baktı, acısını tattırdı sana hayatın. Şimdi otur romantik film izle ahaha. Sen böyle hayatın taaaa. Sonra film izleyince ağladığına kimse anlam veremez. Veremez elbette al duyguyu al duyguyu ver romantiği iç mi kalır insanda. İçin için ağlarsın.

'Aşkını bir sır gibi senelerce sakladım
Geceleri rüyamda ismini sayıkladım.''

Şarkı mı bu? evet.

Yazmışım, ne zaman ve neden yazdığımı da hatırladım. Ben çok güzel romantik film izlerim, cidden. Yani arka arkaya hiç sıkılmadan saatlerce izleyebilirim. En son izlediğim romantik film geldi aklıma. Başroldeki kadın (sevgili) ölüyordu ve adam sıyırma noktasına geliyordu. Bir şekilde atlattı. O arada annesi vefat etti. Kendini toparladığında babasıyla bir konuşma geçiyordu aralarında. 10 yıl sonra.

-  Buna nasıl dayandın.
+ Ben 10 yıldır ne yapıyorum zannediyorsun.

Gibi bir şeydi. Tabii yazınca hiçbir anlamı yok, filmi izlemeniz lazım. One Day.


Romantik film güzeldir.

Yalan Birey

''Yaşamak istiyorsan, sıradan biri ol!''

''Zamanımızın gerçek bireyleri, kitle kültürünün kof, şişkin kişilikleri değil, ele geçmemek ve ezilmemek için direnirken acının ve alçalışın cehennemlerinden geçmiş fedailerdir.''

Birbirini tamamlayan iki söz. Yok, twitter özlü sözlerinden değil. Takip ettiğim bir blogta okudum biraz önce.
Zaten bu sözleri twitter ya da facebook'ta görmek imkânsız. Niye yazdım. İnsan bazen, bazı an sıradan biri olmak istiyor ahaha 'değilim ben sıradan'a' çıkıyor bu cümle ama evet sıradan değilim. Sıra vardı, kalabalığı gördüm, sıra öyle çok kalabalıktı ki beklemedim. Sıranın sonunda olup, başında ne olduğunu öğrenmeye ve beklemeye vaktim yok. Bir şey diyeyim, özenilen insanların ama gerçek anlamda özenilen insanların hiçbiri sıradan değil/dir. Yaşayanların ya da ölmüş olanların biyografilerine baktığın zaman çok farklı olaylarla karşılaşırsın. Ne yaşadıysa büyük yaşamıştır. Yoksulluğu, yalnızlığı, acıyı, çaresizliği hepsinin en büyüğünü yaşamıştır. Hep böyledir bu. Ve bu yaşadıkları ona yapılması imkânsız gibi gelen yapılamazı yaptırmıştır.Bu sayede güçlendikçe güçlenip direnmeye devam etmişlerdir. Bu onları daha güçlü birisi haline getirmiştir. Görünen bu.

Görünmeyen kısım ise ikinci cümle. Yalan olmuşlardır yani yalan bireyler. Yalan birer fedailer.
Zirvede yalnız kalmışlardır, etraftaki insan görünümlü ruhsuz kalabalığa rağmen. Kitle kültürene mahkum olmayın. Neyse daha fazla saçmalamayacağım.

Ayrıca yazmazsam çatlarım galiba, dün gece şu iki satırı yazdım.

-Sana-

''Senin nefesin kesildikçe
Ben ağaçlara koşuyorum.''

17 Mayıs 2012 Perşembe

Milletimizin Başı Sağolsun 3 Dakika

Bak şimdi facebook denen zımbırtıyı cidden kullanmıyorum. Hesabım, profilim, fake profilim hiçbir şeyim yok. Canım istediğinde bakıyorum bir şekilde. Neyse mühim değil bu salak kısım. Akşam akşam canımı sıkan mevzuya bak. Şu an baktım, manzara aynen şu;

''Galatasaraylılara 2 kötü haberim var !

1- Süper Kupada Maçınız Bizimle
2- O maçta Beraberlik Yetmiyor ;)

Duvar Fotoğrafları
Galatasaraylılara 2 kötü haberim var !

1- Süper Kupada Maçınız Bizimle
 2- O maçta Beraberlik Yetmiyor ;)''


Bir alttaki haber ne dersin?

''Hatay'ın Dörtyol İlçesi'ne bağlı Kuzuculu Beldesi'nde, Amanoslar Dağları'nın eteğinde göreve giden jandarma özel hareket timine teröristlerce yapılan roketatarlı saldırı sonucu 1 binbaşı, 1 üsteğmen ve 1 teğmenimizin şehit olduğu, 2 askerimizin de yaralandığı haberini büyük bir üzüntüyle öğrendik.  Bu hain terörist saldırıyı lanetliyor; şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralı askerlerimize acil şifalar, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milletimize başsağlığı diliyoruz.''

Hangi küfürü etsem, ne desem ne söylesem boş. Samimiyete bakar mısın? Üzüntüsüne bakar mısın?
Bir çok olay-haber- twitter ya da facebook'ta aynı şekilde ilerliyor. Ya hiç görmeyin, duymayın o berbat hayatı yaşamaya devam edin ya da görüyorsanız her şeyi görün. Bu mu lan acınız? 3 dakika.

Ama hayat devam ediyor? Bu hayat değil. Bu 'acıyı paylaşmak, yaşamak' hiç değil.
Sıfat bulamıyorum vallaha. Bu iki linki yayınlayan kişi 3 dakika ara ile yayınlamış.
Yani 3 dakika da o acıyı unutup birden futbola dönüyor ve şunu yapıyor.  ;)

Eğer onlardan biri isen yapma şunu yapma. Görünen resim bu.

Kocaman bir hiç.

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Kıyılmazım

Seni Seviyorum.

Bunun bir çok anlamı var biliyor musun? Öyle anlamlara geliyor ki, öyle bir şekle bürünüyor ki, o anlamlarını söylenirken ve duyarken değil bir zaman sonra anlıyorsun.

İhanet eden birisi söyler, ihanetini saklamak için.
Sadece et için söyler, gözleri köreltmek için.
Sadece giderken söyler, 'seni yalnız bırakmıyorum' demek için.

Uzar gider bu liste. Peki ya en gerçeği hangisi. Onu da sen bul. Niye yazdım peki? hahah sadece şu son satırı yazmak için yazdım. O en gerçeğini biliyor çünkü, o da öyle seviyor çünkü.

Seni seviyorum.

11 Mayıs 2012 Cuma

Sınav

Bak bu vereceğim bilgiler çok engin tecrübesi olan bir insana ait. Özel yani her yerde bulamazsın, okuyamazsın. Eğer herhangi bir sınava hazırlanıyorsan daha doğrusu hazırlanamıyorsan, işin içinden çıkamıyorsan, stres üstüne stres yaşıyorsan oku. Hepsini uygula demiyorum. En azından birkaç tanesini yapmayı dene. Hangileri olacağına sen karar ver. Listedeki yiyeceklerin içeceklerin bir çoğu bana ters hahah (zaten bir şey yemiyorum sigaradan başka) Yürüyüşe çık mesela, 15 dakika yürü, aynı yolu 15 dakika geri geleceğini hesap et. Etti mi sana 30 dakika. İyi gelir, düşünürsün boş boş. Kendinle konuşursun, gülersin, üzülürsün belki ama iyi gelir yürümek. Engin tecrübesi olan insan her gün 1 saat bisiklete biniyor. Bostancı sahilden başlayıp gidebildiği yere kadar, tanımayan yok onu. Bazen bir bilenin söylediklerini uygulamalı.

YÜRÜYÜŞÜN FAYDALARI
1- Yürüyüş kan akımını ve kan damarlarında akan kanın miktarını artırarak dolaşımı iyileştirir,
kalp-damar ve beyinde oluşabilecek damar hastalıkları riskini azaltır.
2- Kalp kası dahil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek daha etkin çalışmalarını sağlar.
3- Her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, dinlenirken kalp atım sayısını
(nabzı) azaltır.
4- Egzersiz ve stres durumunda arteryel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır.
5- Kan basıncını düzenler.
6- Kalp kasının yan damarlardan beslenmesini destekler. Böylece kalbin ana damarlarında
oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır.
7- Şişmanlık riskini azaltır.
8- Sindirimi kolaylaştırır.
9- Beyne daha çok oksijen gitmesini sağlayarak,zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce
potansiyelini yükseltir.
10-Lenfatik dolaşıma yardımcı olur.
11-Egzersiz sırasında ve sonrasında metabolizmayı uyarır.
12-Solunum kapasitesini ve aerobik gücü artırır.
13-Büyümeyi ve travma sonrası toparlanmayı olumlu etkiler.
14-Kan yağlarının (trigliserid) düzeyini düşürür.
15-HDL/LDL (iyi huylu-kötü huylu kolesterol) dengesini düzenler.
16-Koordinasyona olumlu etki yapar.
17-Eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir.
18-Kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.
19-Dayanıklılığı artırır.
20-Yorgunluk duyumunu engeller.
21-Uykusuzluğu azaltır, rahatlamaya yardımcı olur.
22-Vücudun doğal keyif verici hormonları olan endorfinlerin salınımını sağlar.
23-Yaslanma sürecini geciktirerek, genç görünüm sağlar.
24-Moral, özgüven ve iyimserliği artırır.

Güçlü bir hafıza için...

Avokado : Kısa süreli bellek için gereklidir
Isırgan otu : Sınavlara hazırlananlar ısırgan çayı içebilir
Yabanmersini: Beynin kanla daha iyi beslenmesini sağlar.
Kabak : Sık sık tüketilmesi hafıza için son derece faydalıdır.
Limon : Dil öğrenirken her gün bir bardak limon suyu yararlıdır.
Soğan : Aşırı yıpranmaya ve fiziksel yorgunluğa karşı faydalıdır.
Havuç : Hatırlama yeteneğinizi artırır
Ceviz, fındık, fıstık: Sinirleri kuvvetlendirir, öğrenmeyi kolaylaştırır.
Lahana : Sinirliliği giderir, daha stressiz öğrenilir...
Armut : Beyin aktivitelerini güçlendirir.
Beyaz et : Beynin ihtiyacı olan hormonların üretimini tetikler.
Kereviz : Sinir sistemini kuvvetlendirip beyin aktivitelerini hızlandırır.
Susam : Gün aşırı tüketilmesi, sinir sistemi üzerinde olumlu etkiler yapıyor

Beynimizi daha etkin nasıl kullanabiliriz? Bilgiyi ömür boyu unutmamak üzere bilinç altımıza nasıl yerleştirebiliriz? Lazım olduğunda nasıl o yerden çıkartıp kullanabiliriz?

Bir şeyi öğrenmek için üç defa tekrarlamak gerekiyor.. En iyi yöntem de şu.. Bilgiyi beyne yükle..
Herhangi bir konuda çalıştıktan sonra uyu..

Burası çok önemli..
Uyu..
Sabah kalk, aynı konuyu bir kez daha çalış..
Bir hafta sonra yine..
Artık unutmana imkân yok..
Peki uyumak niye mi önemli?

Aslında beyin uykuda öğreniyor.. Beyne yerleştirdiğiniz bilgiler uyku sırasında kısa dönemli
hafızadan uzun dönemli hafızaya geçiyor.. Oraya yerleşiyor..
Gözler kapanınca bilinç kapanıyor ama bilinçaltı çalışıyor.. Bilgi bilinç altına yerleşince de bir daha
çıkmıyor.. Yani unutmuyorsunuz..

Kediler üzerinde bir araştırma yapılmış.. Kedileri iki gruba ayırmışlar.. Aynı şeyleri öğretmeye
çalışmışlar.. Birinci gruptaki kedilere her öğrettikleri şeyden sonra uyumaları için izin vermişler.. İkinci
gruptakiler daha az uyumuş, bol bol çalışmış..
Sonuç.. Uyuyanlar daha hızlı kavramış.. Daha başarılı olmuş..
Diyorlar ki stres altındayken bir şeyi öğrenemezsin.. Çünkü stres altındayken vücut kimyasal bir
madde salgılıyor.. O madde öğrenmeyi, hatırlamayı engelliyor..
Hafıza şampiyonları yeni bir şey öğrenirken derin bir transa giriyormuş..
Yani bilgiyi doğrudan bilinç altına gönderiyorlar..
Nasıl mı?
Üç defa derin nefes alın, rahatlayın.. Beyninizi öğreneceğiniz şeye odaklayın..

Hepsi bu..
Bir de uzun çalışmanın da çok yararlı olmadığını söylüyorlar.. Saatlerce masa başında kalmanın..
Örnek mi?

Bir saat kesintisiz çalışacağına her 20 dakikada bir beş dakika mola ver.. Beyni rahatlat, çok
daha iyi öğrenirsin..
Bir konferansa, seminere katılmışsınızdır veya uzun bir toplantıya..
Konuşmaların başını ve sonunu net biçimde hatırlarsınız.. Peki ya ortasını?
Uçar, gider!
Beyin almaz.. Hafıza algılamaz..
Küçük bir ipucu daha.. Öğrenirken o bilgiye duygular kat.. Beyninde resmet.. İstersen komik hale
getir, abart..
Sonra o halini düşünerek kullan..

Bir daha hiç unutmazsın..

8 Mayıs 2012 Salı

İyi ki

Başka bir şey bu. Bunu hep söylüyorum nasıl anlatsam, ne desem, ne söylesem eksik kalacak.

Vardır hayatınızda böyle insanlar. Yere göğe sığdıramadığınız, dev olduğundan değil. Kalbinin büyüklüğünden. Öyle büyük, öyle güzel ki. Kalbi, kalbi. Hep kalbine bakmış, hep kalbine göre hareket etmiş. Evet, gözyaşları çok. Kalbindekiler onu çok ağlatmış. Ama bütün güzelliği ağladıklarından geliyor. Onu ağlatanlar tüm güzellikleri, iyilikleri hak ediyor. O, onların güzellikleri haketmelerine rağmen hakedememelerine ağlıyor. Biliyorum onun gözyaşları boşuna akmıyor. Diyorum ya ne söylesem eksik kalacak. Güzelliğini hiçbir söz tamamlayamayacak.

Hayatınızda, kalbinizde ve aklınızda varsa böyle insanlar sıkı sıkı sarılın onlara. Yanında olamasanız da her zaman yanında olduğunuzu hatırlatın. Hayat; insanı her zaman güzelliklerle karşılaştırmıyor. Karşılaştırdıklarını da erkenden ayırıyor. Hayat fazla mutluluğa gelemiyor, tahammül edemiyor. Benim hayatımda var böyle bir kaç güzel insan. Ne kadar uzak olursam olayım, sıkı sıkı sarıldığım.

O yüzden eğer kazandıysanız, asla kaybetmeyin. Ve evet ona göre abartsanız bile, boşverin yüceltin.
Varın yüceltin. O, tavus kuşu misali hep ayaklarına baksa bile, ne çıkar siz bir kere onun kalbini gördünüz.
 

                                                                                                                                                 İyi ki Varsın.


Kırmızı Gözyaşlı Kız

Bir kız çocuğu tanıyorum
Gözyaşlarının rengi farklı
Ne yeşil ne mavi
Ne siyah ne de kahverengi
Yalnızlığı vermiş ona o rengi
Mutsuzluğu
Kimsesizliği
Bitmeyen bilmeyenleri
Acıları daha da koyulaştırmış
Tek başınayken
Ağlarken
Üzülürken
Aynaya bakarken
Sadece kendisi görüyor
Gözlerinin gerçek rengini
Ve ikimizden başkası bilmiyor
Yüzünü boşver
Sahte gülümsemelerini geç
Arada attığı kahkahalarını da unut
Çünkü o İçi kan ağlayan
Kırmızı Gözyaşlı Kız.

3 Mayıs 2012 Perşembe

Yokluğun

Başlığa bak başlığa (boğ beni ama sana) hahah. Bugün boş boş otururken uzun zamandır
'Yokluğun' yazmadığımı fark ettim. Israr üzerine (ahaha ısrarmış, ısrara gel) dayanamadım ve yazdım.

Yokluğun; uykusuz saatler. Sigara ve nescafe.
Yokluğun; bir teras katında tek başınalık. Manzara sensizlik.
Yokluğun; vapur düdükleri. Yokluğun hep benim olduğum kıyıda, sense karşı.
Yokluğun; martıların çığlıkları. Onlar bile yokluğunda çığlık çığlığa.
Yokluğun; her sabah duyulan ezan sesi. Mutsuz uyunmuyor.
Yokluğun; bence. Çözemiyorlar tam anlamıyla bir bilmece.
Yokluğun; iki adım ötemdeki papatyalar. Merak ettiysen seviyor çıkıyor.
Yokluğun; dehliz, içine düştüğüm.
Yokluğun; anlamadığım bir şarkının en güzel mısrası.
''Seni sonsuza kadar seviyorum, seveceğim.''
Yokluğun; / a rağmen gülümsemek.
Yokluğun; saatlerce sarılıp dinlemek istemek güneşin batışında.
Yokluğun; ağlama demek değil, ağlarken beraber ağlamak.
Yokluğun; dolma. Gözlerimden yaptığım. Gözlerimin dolması.
Yokluğun; teyel. Beni sensizliğe atan.
Yokluğun; karınca. Neli olduğu bilirsin.
Yokluğun; hahahah. İnan duyuyorum.
Yokluğun; yazdığım bütün yokluğunlar.
Yokluğun; kalabalığa bakıp içimden söylediğim ''siz ne diyorsunuz lan'' bakışları.
Yokluğun; dünyaya, insanlara, hayata Fransız kalmak.
Yokluğun; düşündürüyor. Yokluğunda bunca sevilen, varlığında kim bilir nasıl sevilir?
ve
Yokluğun; halen eti gofredo.

Ayrıca bugün aşkın en güzel tanımlarından birini duydum. Yazmazsam çatlarım, muhtemelen duymamışınızdır böyle bir tanım.
Dolu dolu bir adam söyledi. Ne anlam çıkarırsın sana kalmış.

''Tanımlanamamış bir büyüklüğü hesapsızca tüketmek ve üretmek hızıdır.''

Gerçekten aşk tanımlanamayan bir büyüklük ve biz bu büyüklüğü yanlış zamanda, yanlış kişilerle
yanlış yerlerde tüketiyoruz ve yeniden üretmeye çalışıyoruz tüketirken.
Tükenmeyin, tüketmeyin, tükenmeden beraber tüketin.


Kısaca

Fotoğrafım
Email: sivilpalyanco@gmail.com