11 Şubat 2011 Cuma

Ben Bu Dünyayı Sevmedim Belki de Ondandır

Galiba, ben bu dünyayı sevmedim, çok şeye değer veremedim. Az şeyler ne onu da bilmiyorum. Düzene ayak uydurdum mu elbette uydurdum. Robot gibi davrandım mı davrandım? Bağırdım mı peki, hayır. Sesimi bile çıkarmadım. Çıkaramadığımdan değil, çıkarmak istemedim. Görmezlikten de gelmedim.

Sustum, çok güzel susarım ben. Bu sefer komiklik olsun diye söylemiyorum bunu. Gerçekten çok güzel susarım ben, Öyle bir susarım ki gözlerim kırmızı kırmızı haykırır ama benden başkası göremez. İçimde çok yer olduğundan olsa gerek. İkiyüzlü, insanların ikiyüzünü fark edeli çok zaman oldu.

Kaç insan gördüm? çok insan gördüm başı ne kadar dik olursa olsun. Para dedin mi o baş yerden kalkmıyor. Eğiliyor, eğiliyor etekler öpülüyor. Parayı hiç sevemedim, yaptığım iş gereği haşır neşir olsam da parayla. Gerçekten nefret ettim, halen ediyorum. Bir ömür devam eder gibi bu da.

Sırf bu yüzden yani paradan nefret ettiğim için ne arkama ne önüme ne de ileriye baktım, parayla ilgili mevzularda. Dedim ya düzene ayak uyduramadım diye. O çarkın dişlisinden biri olmaktan hep kaçtım. Siz, kapitalizm mi diyorsunuz buna bilemem. Sadece sıkıldığım, bunaldığım an kaçtığımı biliyorum. Bir kaç gündür telefonum susmuyor. Yine kaçtım çünkü. Açmıyorum telefonu, bir adam susuyorsa(romantik bişi bekleme) bir adam susuyorsa susar, bi anlamı yok bu susmanın. Kaçtım tek anlamı bu. Ben mutsuz olduğum an kaçıyorum bulunduğum yerden bunu anladım. Karşılığında bana verilen bedel ne olursa olsun, sunulan şartlar, imkanlar ne kadar iyi olursa olsun. Parayla mutlu olamıyorum ben. Ama inan parasız mutlu oluyorum, olabiliyorum. Hayatını devam ettirmek için gerekli olan paradan bahsetmiyorum burada.

Mutsuz olduğun bir yerde kazandığın, kazanmaya çalıştığın paradan bahsediyorum. İsterlerse bilmem kaç para versinler, mutsuzsan o para mutluluk getirmiyor sana. Hani hayret ediyorlar ya insanlar bilmem nerenin sio'su istifa edip balık tutmaya başladı, milyon dolarlık şirketi parayı ve ünvanı bıraktı. Hayret ediyor insanlar buna. Ben hayret etmiyorum işte. Anladım en güzel şarkının adı da olsa anlıyorum o sio'yu. Adam mutlu değil lan, senin gibi mutsuzdu ve bunun farkına vardı. Kendine senin soramadığın soruyu sordu. Ben ne yapıyorum? Şimdi deme bana çok gibi parası var, hayallerini istediği gibi gerçekleştirebilir. Kral olmana gerek yok ki hayallerini gerçekleştirmek için.

Mutsuz bir kral olmaktansa, huzurlu bir çoban olabilirsin. Mutluluk, hayallerinin büyüklüğü ile orantılı değil.

Fakat herkes kral olmanın peşinde. Kimse çobanların mutlu olabileceği ihtimalini aklına bile getirmiyor. 40 tane koyun aldım, gidiyorum köyüme. Palyaçoluk bir yana kaçtım dedim ya işin aslı çok güzel istifa ediyorum ben.

Bugüne kadar 1343535 tane işe girdim, hepsinden istifa ettim. Yok arkadaş, parayla kendini adam sanan adamcıkların yanında yapamıyorum. Sahte gülümsemeler, sahte canımlar, sahte nasılsınlar,sahte insanlar.

Para aslında bir kalpazan, insanları sahteleştiren. Belki de bu yüzden bu nefretim. iki dakika da bütün olayı çözüp mor ışık oldum ya haha.

Ne diyordum istifa ettim yine, kaçtım. Kendimi parayla değiş tokuş edemedim.
Karşılığım olmadığından değil, bedelim yok galiba. Parayla ölçülebilen bir bedel koymadım kendime. Umurumda mı? Elbette değil, inan değil. Merak etme sio falanda değilim. Dedim ya önümü, arkamı, sonrasını düşünmüyorum. Bildiğim tek şey açlıktan ölmem herhalde. Bu yüzden kimseye eyvallahım olmadı.

Kime baksam yaptığı işten farklı bir iş yapmak istiyor, şu anki işinden memnun değil. Ben zaten işimi sevmiyorum, gerçekten sevmiyorum ve bu yüzden kaçıyorum. Yerine getiremediğimden değil. Aksine şu satırları yazarken yine aradılar, açmadım telefonu. hint kumaşı da değilim ama yerine getiriyorum işimin gereğini.(çalışırım) Fakat sen, o ceketini alıp çıkamıyor o ofisten, gidemiyor. Çakmış kendini bir çivi gibi o koltuğa yıllarca emeklilik hayali kuruyor. Lan hayat bitiyor, hayat. Hayatın bitiyor. Sen, bi ti yor sun.

Bir ev alacağım önce, sonra evleneceğim, bir çocuk yapacağım, yıllarca çalışacağım ve emekliliğimde torunlarımla bunun keyfini çıkaracağım.

Lan arkadaş iyi güzel de sen bunları yapmak için ''hayatım'' dediğin hayatını gün gün, saat saat bitiriyorsun. Bitiyorsun sen farkında olmadan. Bilmem kaç yıl bir evin kredi taksitlerini ödeyeceksin, sonra bilmem kaç yıl bir-iki çocuğun, çocuğunun geleceği için kendini heba edeceksin. Onlara sunduğun imkanlarda fazlasıyla kısıtlı. Sen bunları mutluluğun olarak addetmiş olabilirsin ya da sistemin sana sunduğu mutluluk bu olmasın? Çark dedikleri şey böyle ilerliyor, dönüyor olmasın?

Sonra yaşlanınca dudaklarından dökülen cümleler şunlar olacak.

- Ah keşke senin yaşında olsaydım. Bütün hayallerimi gerçekleştirirdim. Yapmak istediklerimi yapardım. Görüyorsun şimdi huzurevinin bahçesine zor çıkıyorum. (evlatları bile bakmıyor)

İstifa demiştim di mi? Şu hayatta beni mutlu eden ender şeylerden birisi istifa etmektir. Sonu paraya çıkan bütün yollardan geri dönüyorum. Kahraman olmak için değil ama bir kez istifa etmeyi denesene, yıllarca o çakılı kaldığın koltuktan ayağa kalkmayı denesene. Aynada kendine baksana, Sende onlar gibi mi olacaksın? O işyerinde 20. yılını doldurmakla mı övüneceksin. 20 yıl sonra kendini düşün ve gerçekleştirdiğin hayallerini. Söyledim işte, en fazla bir ev, bir araba, 2 tane çocuk, emeklilik ikramiyesi. Başka bir şey değil. Yıllar sonra emeklemek için 20 yılını vermeye değer mi? Ben halen düşünüyorum ve bir türlü değdiremedim, bu yüzden kaçıyorum arkama bile bakmadan, bir iz bırakmadan.

İstifa edilmek üzere vardır, dile getirmek üzere değil. Şimdi yine deme bana, palyaço uzaktan davulun sesi hoş gelir, benim davulun sesi de hoş değil ama dedim ya umurumda değillll. Açlıktan ölmeyeceğimi biliyorum bu davulun tüm sesini susturuyor.

Para kendini değil, insanları sahteleştiriyor.

Hiç yorum yok:

Kısaca

Fotoğrafım
Email: sivilpalyanco@gmail.com