9 Aralık 2010 Perşembe

Eski Bir Saçmalık (saçmalı yorum-3)

Yıllar önce bir evdeyim, tek başıma. radyoda bir şarkı çalmaya başlıyor. şarkıyla beraber önümdeki deftere bir şeyler karalıyorum, dur durak bilmeden yazıyorum. sayfalara kusuyorum adeta içimde ne varsa. ne yazdığımın farkında bile değilim. sonra bir arkadaşım geliyor, okuyor yazdıklarımı. soruyor, kim yazdı bunları? ben diyorum, gülüyor, inanmıyor. tıpkı dalyaço'nun inanmadığı gibi. zararı yok. yırtıp attım belki o satırları, arasam bulurum belki de, saklarım acıları kıyıda köşede. gece ne kadar güzelmiş, gece alıyor seni koynuna, yalnızlığın başucunda. ikinize de yer var. soru sormuyor, cevaplamıyor. gece sessiz, seni dinliyor, içindeki sesi dinliyor, kulak veriyor sana. bu yüzden seviliyordur ha ne dersin? ağlayamamak ne kadar gariptir bilir misin? yaşların içine içine aktığını bilirken, içe ağlamak, içine akıtmak. içe akıyor her şey, dolup taşıyor da kimse görmüyor ama hainlik sende. göstermeyen sensin. boyaların öylesine kaliteli ki hiç akmıyor yüzünden. fakat her şey okunuyor gözlerinden. gözlerinin rengi acı, acının en koyusu. bakanların gördükleri kahverengi, anlayanların gördükleri acı. o da aynısını diyor, ne garip şey şu ölmek. doğmak gibi, gibisi fazla doğmak işte. isterdim, öylesine çok isterdim ki. bu yüzden, yiyiyiyz, dedim kendime, dedim de dinletemedim. yıllar önce bırakmış olmasaydım şu anda çok başka olurdu durumum. iyi ki diyorum bir yandan, zaten derdim değil unutmak. saçların böyle ne kadar güzelmiş meğerse. bırak hep öyle kalsın, öyle hatırlayayım seni. lütfen diyorum lütfen sus. sorma sebep, neden arama. bırak, kendi haline bırak bazı şeyleri. bazı şeyler var anlatılmıyor, anlatılsa da bir önemi yok, o yüzden sus. tek kelime etme, et ya da susmak en güzeli. bir cevap bekleme. cevaplar bende değil. cevaplar ne, şıklar ne, soru ne, sorun ne bilinmez. boğazım yanıyor. yangın yeri ortalık. bir zamanlar bir yerlerde yine aynı şarkıyı dinliyordum, her gün onlarca kez. dinleyip dinleyip bir şeylere kahrediyordum. geçti, bitti bir şekilde. şimdi yine o radyodaki, o bir zamanlar yine dinlerken bir şeyler yazdığım şarkıyı dinliyorum. ağlama diyor. ama bilirim ağlar. bir keresinde bir otobüs terminalinde öylesine bir haykırdır ki ilk defa görmüştüm onu böyle. ara sıra yankılanır gitme diye haykırışları. demek ki sevmek böyle bir şey. dokunamıyorsun, göremiyorsun, anlatamıyorsun sadece hissediyorsun. hissetmek ademoğluna verilen en güzel duygu belki de. çok hissettim ya da çok hislendim. hislerim bazen hissederim. bir yük esasında, istemeden binen omuzlarına ve taşıyorsun dek ömrünün sonuna. devrik olan şeyler güzeldir, takma kafaya. devrik bir adam biliyorum, uzaklarda. her akşam bir kadeh daha. sabahtan başlıyor, rakının gözüne gözüne vurmaya. neler gelip geçiyor aklımdan bilmiyorum. karman çorman hayatlar, birbirine karışmış, unutulmuş sözler, suratlar binbir şey geçiyor. durduramıyorum. satır arasını boşver, zaten oku diye yazmıyorum. okumanı isteseydim sayıklamazdım, saçmalardım. yağmurun ne güzel bir melodisi var, saatlerce pencerede dinleyebilirim. üşüsem de açık pencere. anlatılmaz bir huzur veriyor her bir damlanın yere düşüşü, bulutların yanaklarından yere süzülüşü. bulutların yanakları varmış biliyor musun? güldün itiraf et. ben güldüm buna, çünkü inanırım yazdığım masallara. yazdığım, oynadığım, inandığım en güzel masal oldu. uğruna verdiğin savaşlar sonunda kazandığın zaferleri bir düşünsene. yara bere içinde vücudun ve ödülün kocaman bir hiç. paramparça etmişsin her bir hücreni hayat denilen şey uğruna. bu saatten sonra ödülün en güzelini alsan ne olur? bir kere küsmüşsün, küstürmüşler seni, kırmışlar, incitmişler, yaralamışlar çocuk kalbini büyümeden. o çocuk yazmış ''şimdi düşünüyorum da, niye büyüdüm ki?'' halen o soruyu sormakla meşgul, yıllar öncesine ait bir soru işte. sorular bazen hiç cevaplanmıyor. tıpkı aramaların gibi cevapsız kalıyor. gökyüzü nasılda hırçın, nasılda sinirli, nasıl ağlıyor, şılgın ne demek bilir misin? şılgın yağıyor gözlerinden. bulutları çok üzmüşler anlaşılan. yoksa niye ağlasınlar bu kadar. eyvallah derdi hep. eyvallah. şarkının ismi mi boşver. bir de sen eşlik etme bulutlara. çok var.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

hayır, saçmalığı okurken nereye varacak tamgaz diye beklediğin anda gülmeye başlıyorsun ve yazı o anda sana seni anlatıyor gülüyorsun diye, okuru döt etme durumu :) ama kırmıyor.zihinde düşünceler dörtnala kelimeler yetişemiyor. sevdim bu yazıyı hemde çok.

Sivil Palyaço-Sivil Palyaco dedi ki...

Teşekkür ederim, gerçekten.
Okuduğun için, değer verdiğin için.

Gülüşlerin daim olsun.

Kısaca

Fotoğrafım
Email: sivilpalyanco@gmail.com