5 Ağustos 2011 Cuma

Beklemek

Başlığa bakınca ilk akla gelen sevgili falan filan ama yok değil. Dilime dolanıp durdu bu beklemek hadisesi.

Garip mi  değil mi bilemedim. Sanki bu dünyanın kanunu bu adı koyulmamış. Etrafındaki insanlar senden hep bir şeyler bekliyorlar. İstisnasız herkes ama herkes senden bir şeyler bekliyorlar. Sonu ne olursa olsun bir beklentileri var. Onca yılı onların beklentilerini karşılamak üzere tüketiyorsun, bitiriyorsun. Bazen çıldırtıyor beni bu bekleyenler. Ailen, iş arkadaşların, çocukluk arkadaşların, okul arkadaşların, akrabaların herkes işte. Delice beklentileri var senden. Daha iyi ve daha mutlu bir hayat sürmen için. Aslında bekledikleri senin daha iyi bir hayat sürmen değil, onların beklentilerini karşılaman. Onların istediklerini yerine getirmen. Kimse sana o soruyu sormuyor. Sen ne yapmak istiyorsun?

Herkes akıl veriyor. Sınavlara gir, kazan ve memur ol. Kimse sana memur olup olmak istemediğini sormuyor.
Şu bölümü seç. O bölümü seveceğini, sevdiğini, okumak istediğini duymak bile istemiyorlar.
Şu işe gir. O işte bir ömür boyu çalışmak istiyor musun? Bence hayır.
Şununla çık/evlen. Onunla anlaşabileceğini bile bilmeden. Maksat evlilik olsun.

Habire sırtına yüklüyorlar, bu yük altında omuzlarının çöktüğünü görmeden yıllarca.
Ve nedense sen bu beklentileri hep karşılamaya çalışıyorsun. Garip olan bu belki de. Hepsine tamam diyorsun. Sırayla yerine getirmeye çalışıyorsun. Olan sana oluyor. Sen, sen olmaktan çıkıyorsun. Seni değiştiriyorlar.
Sana senin istemediğin bir şekil veriyorlar. Ve sen bu şekilsizlik içinde yılları bitiriyorsun.

Herkes sana, senden beklentilerini sıralıyor. Beklenti listesininde onlarca madde var yerine getirmen gereken.
Kimse sana beklentilerini sormuyor, yapmak istediklerini. Bunları söylediğin zaman burun kıvırıyorlar. Burun nasıl kıvırılırsa ahaha iğrenç, neyse. En basit, en güzel belki de en saçma hayalini söylediğin zaman bile gülüyorlar. Bırak gülsünler. 

İnsan hayır dedikçe daha güzel yaşıyor bence. Hayır demeyi öğrenmek bir o kadar da zor. Bazen acıtsa ve yalnız bıraksa bile insan hayır demeli. Belki de kendine yapacağı en büyük hayır, hayır demek. Bırak başkaları beklesinler, sen beklediklerini gerçekleştir. Onlar çok beklerler ve beklesinler.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

insanların beklentisi hele en yakınların bitmez alıştırmışsanız her daim yanlarında olacağınızı, nazlarını çekecek biri var nasılsa. manevi işkence diyorum ben buna. demogojiyle karşısındakini pek güzel sömürürler manen yada madden. oysa silah dayamıyorlar biz kendimizi unutuyoruz artık nasıl bir kendini adamışlıksa ve suçlu arıyoruz geç gelen akılla ve fakat yinede geç diil. tat alma, coşku duyma, heyecan, öğrenme yada adı her neyse o istek kaybolduğu için mutsuz hissedebiliyoruz. kendimiz için ne istediğimizi bilmiyoruz yada ben öyleyim pöfff gerçekten sıkıcı bu yani benim durumum.insanın kendine katlanamadığı anlardan biri çok tuhaf insan yaptığı isteyerek yaptığı şeyden zevk almıyor. oto yıkama yağlama işinde köpürte köpürte araba yıkamak zevkli olurdu şimdi şuan. yarın başka iş kurarım kafamda nasılsa. bilemiyorumki.

Sivil Palyaço-Sivil Palyaco dedi ki...

İnsanın kendi beklentileri olmayınca o zevk işkenceye dönüşüyor. Haklısın ve aklıma geldi şimdi o araba yıkama anı. Gerçekten zevkli olurdu.

Ben bazen bulaşık yıkarken yapıyorum bunu ahah çok zevkli oluyor bütün düşünceler akıp gidiyor. Dahası her şey tertemiz oluyor, nasıl bir sinirle yıkamışsam.

Adsız dedi ki...

bazen seyirci rolünü istemeyerek alırız ama bazende isteyerek öylebir atalet çökerki sanki çok yapmak istiyoruz ama bunu engelleyecek mazeretlerimiz varmış gibi sırf yapmaktan kaçmak için(aslında korkuyoruzdur) başkasını bahane edip kendimizi akladığımız zaman kayıpları. eşeklik etmek bu berbat ötesi bişey ve ben ne çok eşeklik ettim. bu blogta surekli günah çıkarıyorum haha sanal şapel. ne güzel züğürt tesellisi bu günah çıkarma işi. yap et sonrada işi kutsala devret affeder de. şizofrenlikle sıyrıl. ımmm vicdanım şey diyor "yok artık deve rahatmısın kardeşim sennn"

konudan saparsam böyle olur. bir film vardı türkçe adı "boz bahçeler" başroldeki kadın genç kızken ünlü bir dansçı olmak ister ama sırf annesi burda kal benimle kal dediği için silah filan dayamıyor üstelemiyor sadece kal diyor annesi ve o adım atamıyor hastalıyor saçları dökülüyor vsvs taki...

beklemek bazen yada en çok ömürden ediyor. şimdi şuanda adım at sonrası ve önce için plan değil şimdi şuan da. taonun felsefesini bu yuzden seviyorum vikide eşek ustunde tıfıl güdük keçi sakallı adam olsada resmi, herşey şuanda yapacaklarınla şimdide. kısacık yoruma:) burada son verip güzellikler diliyorum.

Sivil Palyaço-Sivil Palyaco dedi ki...

Hahah kimsin bilmiyorum ama yüzümü güldürdün. :)

Tebessümler.

Kısaca

Fotoğrafım
Email: sivilpalyanco@gmail.com