26 Nisan 2012 Perşembe

Yalnız Kenarı


Bir sigara yakıp deniz kenarındaki banklardan birine oturdum bugün.
Ne telaş içinde vapura yetişmeye çalışan insanları
Ne telaşla vapura yetişmiş insanları 
Ne çay bahçesinde bir şeyler yiyip içen insanları 
Ne vapurların peşinde uçan simit düşkünü martıları 
Ne balıkçı teknelerini 
Ne reislerini
Ne otobüs bekleyen mutsuz insanları 
Ne hayattan bezmiş tek başına başka bir bankta düşünen insanları 
Ne güneşi ne gökyüzünü
Ne denizin mavisini 
Ne iş çıkışı evine yetişmeye çalışan insanları
Ne beşyüze su satanları
Ne kuyrukta ömrünü harcayanları
Ne okuldan evine gitmeye çabalayan öğrencileri 
Ne de el ele yürüyen sevgilileri
Görmedi gözüm görmedi kimseleri
Kendi yalnızlığıma bakmaktan.

edit: çok az saçmalayıp gideceğim.

Yıllardır sigara içmeme rağmen dün dakikalarca sigaraya baktım yakmadan. Öyle duvara bakar gibi baktım.
Sonuç ne merak ediyorsun değil mi? Aynı anlamı veremezsen hiçbir şey ifade etmeyecek ayrı bir mevzu.

''Tütün bile kağıda sarılmış.''

3 yorum:

Adsız dedi ki...

insan işte kendi varlığına diğer canlılardan farklıymış gibi anlamlar yukleyip üstüne birde bu anlamlı bulduğu varlığının birileri-birisi tarafından ona en en en olduğunu hissttirmesi gerektiğine inandırıldığı ama öle böle değil süsleyıp püsleyip sevgi aşk romentizm içerikleri malumdur bu terimlerinde sonracıma tüm bu anlamlandırdığı şeyhlerin karşılığını yani onayını bulamayınca dünyadaki tüm insanlar da yanında olsa yalnızım der "nankör" bilinç bu hayallerle yaşamak zorunda değil oysa, bilinç bu uyduruk özel ayrıcalıklı varlığız mantığını yemek zorunda değil oysa. bir video izlemenizi reca edicim. anlatılanları değil sadece videodaki yaşama bakın sonuna kadar hiç bir maddi şeye ihtiyaç duymadan yaşanan ve uğraşı sadece canlı kalmak olan kendi aralarındaki o huzur o beklentisizlik, paylaşım, birliktelik doğaya uyumlu...ama eminim onlarda medeniyetin m sini öğrenmeye kalksalar birbirlerini keserler. herneyse onlar yaşayadursun bizler kendi duvarlarımız beklentilerimiz ve kurallarımız içersinde o aşk masalına inanmaya ve en en en diyecek pek muhterem zatı beklemeye devam edelim.
not: videoyu 2 ay önce izledim ve evet uyandım. farklı aydın üstün sıradan basit kaliteli zeki güzel çirkin kaba nazik entel elit zart zurt tüm bu sıfatları uyduran ve insanı doğada diğer canlılardan farkı olmadığı halde farklı masalıyla uyutan medeniyete lanet olsun dedim. neymiş efendim insan zeki, maddeye şekil verdiği içinmi aman ne lutuf. uzayı fotoğrafladığı dur hatta gittiği için mi? bak o maddeye sahip olma derdi yüzünden insan oğlu paylaşmayı unuttu yalnızım diyor kimileri de diyenleri sessizce onaylıyor diyemiyor bile. biliyomusun sevgili palyaço, eğer istemezsen hiç bir duygu seni esir edemezmiş bunu video ile öğrenecekmişim meğer, geç öğrendim ama. yolumdaki tüm engeller insanlar değilmiş lanet olası bağlılıklarımız korkaklığımız öğretilmiş çaresizliklerimiz masalsı aşk yalanından beklentilerimiz özentilerimiz ve daha bir sürü takıntılarımız. çok uzattım ama bu güdük şişko keçi sakallı tao haklı yahu. yol'un açık olsun.

link:
http://www.youtube.com/verify_age?next_url=/watch%3Fv%3DQ_pQvDqiwhM%26feature%3Drelated

Adsız dedi ki...

Yolcu

görüyorum ki,
bir an önce varmak istiyorsun oraya.
gerginsin kıpır kıpırsın,
soluk soluğasın, yay gibisin.
ey yolcu
coşkunluğun ne güzel,
öfken ne güzel.
sana selam, sana saygı
ey yolcu.

fakat düşündün mü yolunun uzunluğunu?
neler var yolunun üstünde, düşündün mü?
koşar-adım aşabilecek misin şu dağı,
geçebilecek misin bu hızla şu beli,
tırmanabilecek misin bu solukla şu sırtı?
ovada dikenler yollara uçmuştur,
kuru dereleri seller basmıştır,
kar yağmıştır belki o tepelere?
böyle, uçar gibi geçip gidebilecek misin oralardan,
hemen varabilecek misin oraya?
belki sırtlanlar üşüşmüştür leşlere,
kuzgunlar tutmuştur belki yolları.
belki silinmiştir ayak izleri yolcuların.
bütün bunları düşündün mu ey yolcu?
çünkü sen, ne ilk yolcususun bu yolun, ne de son.

derim ki sana:
nehirler boyu git,
nerelerde ve niçin durgundur nehirler,
nerelerde ve niçin hırçındır nehirler,
nerelerde ve niçin mendereslidir,
nerelerde ve niçin çağlayanlı
ve de çavlanlıdır nehirler,
gözlerinle gör, duy kulaklarınla.
gör ve duy ki,
nasıl varır nehirler denizlere

derim ki sana:
denize varmaktır amacı nehrin,
denize varmak, ey yolcu.
büyükse dağ,
aşamıyorsa üstünden nehir,
dolanır çevresini dağın.
büyükse kaya,
söküp atamıyorsa nehir,
birikip birikip taşar üstünden,
dolanır yanını yöresini.
yokuşsa yolu, koşamıyorsa,
menderesler çizer nehir.
uçurum çıkarsa önüne,
kapıp bırakır kendini nehir,
açar kanatlarını;
varır varacağı yere,
oraya denize.

derim ki sana:
nehirler boyu git
ve gör nehirlerin nasıl yol aldıklarını.
sen de bir nehirsin ey yolcu,
senin de varmak istediğin bir yer var.
gerçekten varmak istiyorsan oraya,
nehirlere iyi bak.
engeller nasıl aşılır,
öğren nehirlerden.
yarı yolda yokolup gitmek değildir amaç,
nehirler gibi akıp,
nehirler gibi ulaşmaktır oraya,
varmaktır oraya, ey yolcu.

derim ki sana:
iyi oku yolunu,
avucunun içi gibi bil.
dizlerini, ciğerlerini,
yüreğini sıkı tut,
iyi dengele.
ovada koşar gibi
vurma kendini dik yokuşlara.
uçuruma atlar gibi bindirme kayalara.
"daha koş, daha koş" diye
alkış tutanlara kanıp da,
kesilip kalma yarı yolda.
dipdiri varmalısın oraya.
hız koşusu değil bu, ey yolcu,
engelli koşudur bu.
engelleri aşa aşa,
gücünü koruya koruya varmalısın oraya.
çünkü oraya varmaktır amacın,
koşmak değil.

boşuna sevmedim nehirleri,
aktıkça büyümesi boşuna değil nehirlerin.
akan büyür, ey yolcu
"erişir menzil-i maksuduna aheste giden"
demiyorum ben sana,
"tiz reftar olanın payine damen dolaşır"
demiyorum.
böyle demiyor çünkü nehirler.
duracaksın, dolacaksın,
atlıyacaksın, aşacaksın, koşacaksın
ve varacaksın oraya,
diyor nehirler..
öyle diyorum ben de,
beni dinle, beni anla ey yolcu.

adım adım kulaç kulaç ilerliyor nehir,
yoklayıp araştırarak tartıp dengeliyerek.
adım adım pençe pençe ilerliyor nehir.
birdenbire koçbaşı,
birdenbire ipek bir çarşaf.
ve balıklar kurbağalar,
yosunlar köprüler
ve yoksul değirmenleri bozkırın.
birdenbire bir uğultu,
birdenbire bir kıyamet.
bindirip çekilerek,
çekilip toparlanarak varıyor,
cüceleşip devleşerek varıyor,
nehirlerce kahkahalarla.

şarkılar söylemeliyim
nehirler gibi.
uzun nehirler gibi,
kollu nehirler gibi,
hırçın ve yumuşak ve nehirler gibi.
dur durak bilmeyen şarkılar söylemeliyim.

gitmek nehirlerle yanyana,
gitmek nehirler gibi zor,
nehirler gibi çetin,
nehirler gibi umutlu.
gitmek nehirlerden de öteye,
oraya taaa oraya,
o büyük kurtuluşa.
yüreğim yaralı kuşum,
topla ve aç kanatlarını.

hasan hüseyin korkmazgil

Sivil Palyaço-Sivil Palyaco dedi ki...

Sevgili Adsız; Şöyle bir şey var. İnsan kendi varlığına elbette anlam yükler, yüklemeli de. Zaten yüklemediği an her şey bitmiştir. Bunu kibirle ya da ukalalıkla değil normal normlarda yapmalı. Hani ben zekiyim, ben süperim şeklinde değil. Yani elbette kendine değer verir. Kimse en en en değildir ya da vazgeçilmez. (sevgi, sevmek haricinde) Şey var biliyor musun? İnsan yalnızlığını kabullenmiyor o dünyadaki tüm insanların yanında olduğunu düşünüp. Halbuki yanında değil zaten hiçbiri. En fazla 10 bilemedin 15 kişi. Bugün birisi ağlıyordu. Dediğin gibi dünya kadar dostu arkadaşı var. Fakat ağlarken yanında 1 kişi vardı. Öyle boktan bir sebep de değil. Baş ağrısı, diş ağrısı, sevgilimden ayrıldım ühü ühü de değil. Bildiğin acı bir şey işte. Ama yanında 1 kişi vardı. Yalnızlık böyle bir şey işte. Yalan yani o kalabalıklar, hikâye.

Videoya baktım fakat fransızcam berbat olduğu için ve uzun olduğu için detaylı izleyemedim. (izledim videoyu. Okumuştum dünyanın en mutlu insanı o kabileler değil. Dış dünyaya uzak olsalar da farkındalar çoğu şeyin. Ama açılıp boğulmak istemiyorlar. Şey galiba, hani kaderine razı olmak var ya öyle bir şey onların durumu) Bak sana da bana da uzaktan huzur gibi görünüyor değil mi? Değil işte. İzlediğim kısımda anladığım kadarıyla kadını bir hastaneye götürdüler. Çok basit bir sebepten bile ölebiliyorlar. Onların durumu da yalnızlığın, yalnız bırakılmışlığın bir başka tezahürü.

Videoyu izlemeye gerek yok. Bunun epeydir farkındayım ben. İnsan hiçtir. Ötesi yok bunun. Özellikle ölümü, ölmeyi bire bir yaşadın mı? Ben yaşadım. İşte o zaman öyle bir anlıyorsun ki o 'hiç' ne demek. Haha bak gülebiliyorum görüyor musun? (edit: gülüyorum derken o hiçliği yaşayıp her şeyin boş olduğunu anlamak anlamında)Ama yaşama en kötüsü o hiçlik ve çaresizlik.

Ben o kadar büyük konuşamam valla 'hiçbir duygu insanı esir edemez'' diye. Bana sorarsan edebilir. Bu mutluluğa da mutsuzluğa da götürebilir. Yani olumlu ya da olumsuz olabilir ama esir edebilir.

Not:Yeni uyandım saçmalamış olabilirim. Masallara inanmayı bırakalı çok oldu.

''Ben varmış, sen yokmuş.''

Tebessümler.

İkinci Adsız; şiir için de teşekkür ederim, tebessümler.

Kısaca

Fotoğrafım
Email: sivilpalyanco@gmail.com